Yüz yıl mı yaşarım?

Yüz yıl mı yaşarım? Yok sanmıyorum. E o zaman yolun yarısını çoktan geçtim. Bu dünya üzerinde epey bir zaman geçirmiş sayılıyorum artık… Büyük okyanuslar ve kara parçaları, yağmur ormanları, buzullar, sonsuz çöller ve kum dağları. Bunlarla beraber bakınca küçük, küçücük bir insan tanesiyim. Var olmam kimin için kıymetli? Kendim için. Şu yaşıma dek ne değişmedi diye sorarsam, yaşama olan bağım derim. Tutunmayı, umutlanmayı, pes etmemeyi, iyi şeyler olacağına dair inanç taşımayı, neşelenmeyi ve duygularımı dinlemeyi sevdim. Hala da seviyorum. Ne denli yorulsam ve zorlansam da, içimde bir çocuk var. Dirayetli ve mutlu bir çocuk o. Karanlığa düştüğüm zamanlarda bana en çok o destek oluyor. Hep elimi tutuyor. Ve yaşlandıkça daha güçlü ses veriyor.

Bunu nasıl kazandım bilmiyorum, kimlere teşekkür etmeliyim? Hep var olan anneme, olamayan biyolojik babama, kalbiyolojik babama, kahramanım anneanneme ve dedeme teşekkür etmeliyim. Genler ve sevgi sarmalları… Onlarla büyüdüm.

Sonra De ve Do doğdu. İçimdeki çocuktan bile çok yer kapladılar. Sanki bir akışkan gibi çocukluğum onlara aktı. Büyütmeyi çok sevdim. Her bir anlarından keyif almayı, masa altında sallanan küçük ayakları, uyumaya direnen gözleri, hiç usanmadan oynayan elleri, akıllı sözleri; hepsini çok sevdim. Çok söylemişliğim vardır, onlar beni bir kez daha büyüttüler.

Az daha büyüdüm. İçimdeki çocuk dedi ki, Mimu’yu bul. O bir yerlerde seni ve kurduğun bu güvenli limanı arıyor. Büyük okyanuslar, kara parçaları, ve sonsuz çöller içinde sana ait bir küçük liman var; içinde güzel şeyler barındıran bir liman. Mimu’nun size ihtiyacı var. Bu koca dünyanın üzerinde yaşayan kimi çocukların içinde bir sis var. Çocukluklarını yaşamalarına, mutlu olmalarına engel olan bir sis. Daha minicikken yollarını kaybetmelerine neden olan bir sis. Mimu bu limana güvendi ve sisinden arınıyor. İçimdeki çocuğun sesi artık onun sesine ulaşabiliyor.

Dedim ya, yolun yarısını çoktan geçtim. Çok yakında bir yıl daha alacağım hayattan. De, Do, Mimu, eş, kedi, aile, güneş, yağmur, dibini görebildiğim deniz, vapur köpükleri, içimde tekrar eden şarkılar, uzun saçlı ve güzel gülüşlü yiğen ve yeni doğmuş mis kokulu küçük yiğenler… Hepsi için alınmış bir yıl daha.

Yola devam.

100yaş

 

Reklamlar

About limonatta

Hem ikiz annesi, hem de minik adamın koruyucu annesi. Çocuklarıyla birlikte öğrenmekten keyif alanlardandan.
Bu yazı koruyucu aile içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s